Pazar, Ağustos 25, 2013

Uzgörüş : Büyük Resmi Aramak


Vizyon, eyleme geçilmedikçe bir rüyadır.  Eylem, vizyon olmadan yalnızca zaman geçirtir. Vizyon eyleme geçtiğinde dünyayı değiştirebilir.  
Joel A. Barker  (fütürist/yazar)

Hikaye bu ya, gezginin biri yolda giderken inşaat alanında çalışan taş ustalarıyla karşılaşır.  “Ustam ne yapıyorsun?” diye sorar birine.  “Taşları küp şeklinde yontuyorum, ekmek parası için... ” diye kısaca cevaplar usta ve işine devam eder.  İşini istemeden yaptığı asık yüzündeki ifadeden bellidir, pek konuşma isteği yoktur.  Gezgin etrafa baktığında diğer ustaların da asık yüzleriyle çalıştıklarını görür.  Ama az ileride bir usta, güler yüzüyle neşeli bir türkü tutturmuş, sanki çalışmaya yeni başlamışçasına canla başla taş yontmaktadır.  Gezgin bu ustanın yanına gider.  Aynı soruyu sorar, “Ustam ne yapıyorsun?” der.  Usta bir an ara verir, gözleri parıldayarak anlatmaya başlar:  “Ben büyük bir hayır evi yapıyorum.  Bittiğinde yüzlerce kimsesiz çocuk yatıp kalkabilecek, onca aç yoksul yemek yiyebilecek, hastaların dertlerine derman bulacak doktorlar, bakıma ihtiyacı olanlara yataklar olacak, ...”   

Bazı girişimcilerle tanışınca bu hikaye geliyor aklıma.  Bir çoğunun başlatmak istediği iş bence sadece bir üründür.  Hatta, sadece para kazanmak için yapacağı bir üründür.  Ürünü anlatırken gözleri parlamaz, sözleri heyecanla ağzından dökülmez.  Ürünün ne yaptığını, ne işe yaradığını anlatmakta da zorlanır durur...

Anlam aramak

Oysa, girişimcinin işe başlarken heyecanlı olması gerekir. Psikolog Viktor Frankle’ın Nazi toplama kampında bulunduğunda gözlemlediği üzere, insanlar yaşama devam için hayatlarında bir anlam ararlar. İşinizde insanları bıkmadan çalışmaya iten ve çeşitli zorluklara rağmen yola devam ettiren bir heyecan, yaratıcılığın vereceği bir zevk mutlaka olmalıdır.  Bunu, iyi bir uzgörüşün yaratacağı anlam sağlar. 


Ürün işin anlamı değildir, hikayedeki yontulan taş gibidir.  Ürün/Hizmet, bir vizyonu (uzgörüş) hayata geçirirken kullanılan oluşumdur.  Eğer girişimci bir uzgörüşle yola çıkmıyorsa ne kendisi, ne yanında çalışanlar, ne de yatırımcılar (kısacası ona ortak olacak olanlar) heyecan duyar.  Kurulan iş uzun soluklu olmaz, önünde sonunda yolda kalır.   

Steve Jobs'a katlanmak

Steve Jobs iyi bir örnek buna...  Yazılanlardan, hem onunla çalışmanın ne denli zor olduğunu – her ayrıntıya karıştığını, mükemmeliyetçiliğini - hem de sözlü tacizleriyle insanları incittiğini biliyoruz.  Buna rağmen dünyadaki en iyiler onunla çalışmak için niye Apple’da toplanmışlar?  Para için o denli sıkıntıya katlanılmaz... Ayrıca Silikon Vadisi’nde Apple’dan ayrılan birinin benzer bir iş bulması, benzer para kazanması zor değildir.  Benim düşüncem, Jobs bu insanların hayatlarına heyecan veren “anlam” kattığı için onlar Apple’da kalmaya devam ettiler.  Jobs’un çalışanları, kendilerinin yaratacağından daha heyecan verici bu “anlam” için kötü şartlara katlanmaya razı oldular.  Ve, Jobs’un uzgörüşü bu insanların eşsiz başarılara imza atmasına, küresel beğeni duyulan ürünler yaratmasına yol açtı.

Büyük resmi aramak

Girişimcinin bir tanımı da “hiç bir şeyden memnun olmayan kişi”dir.  Vizyon bu tavrın sonucunda ortaya çıkar.  Genelde, bir ürüne bakıp o üründen memnun olmuyorsak, daha iyi bir ürün düşünüyorsak, o “ürün-vizyonu” yeni bir iş fırsatının kaynağı olabilir.  Evet, bir "ürün-vizyonu" ortaya çıkmıştır, ama bu noktada durup düşünülmelidir.  Belki bu üründen çok daha büyük ve önemli bir resim vardır henüz görmediğimiz. Bu ürünün temsil ettiği kavram nedir?  Ürün-vizyonumuzu şimdilik rafa kaldırıp, büyük resmi aramamız yola çıkmadan yapacağımız en önemli yatırım  olacaktır. İşinize ortak olmasını istedikleriniz, ürüne baktıklarında büyük resmin sadece bir parçasını görürler.  Onlara büyük resmi gösterirseniz heyecanları artar, ürünü bu büyük resmin içinde düsünmeye başlarlar, size katılma isteği alevlenir.  Yatırım alma başarınız, en iyi kaynakları elde etmeniz anlattığınız uzgörüş hikayesinin önemine bağlıdır. Apple, vizyon olarak telefonla yola çıksaydı bugün Nokia’yla rekabet eden bir şirket olmuş olurdu. Ama Apple, herkes bakıp da telefon görürken telefon üzerinden çalışan bir uygulama platformu (apps platform) yarattı. “Cep telefonu” denen ürüne yeni bir anlam getirdi, dünyayı değiştirmeyi başardı.

Değişimler fırsat yaratır

Girişimci, uzgörüşe ulaşmak için çevresinde ve dünyadaki değişikliklere bakmalıdır. Değişimler yeni gereksinimler yaratır, değişimle yeni fırsatlar ve tehditler oluşur.  Büyük değişimler büyük fırsatlar yaratır. 

Teknoloji, geniş anlamıyla “bilgi” demektir.  Tıp teknolojisi, tarım teknolojisi, uzay teknolojisinde olduğu gibi.  Ve, bilginin sonu yoktur.  Eskiden insanlığın bütün bildikleri bir ansiklopediye veya Alexandra kütüphanesine sığarken, şimdi Internet ile neredeyse sonsuz bir bilgi havuzu oluşmuştur.  Bildiklerimiz hızla artmaktadır.  Çünkü değişim kalıcıdır, ve değişim de bilginin yaratılmasına sebep olur. Demek ki, girişimciler için uzgörüş yaratacak yeni fırsatlar ve tehditler hep var olacaktır.  Girişimcinin “Ne değişiyor?” ve “Bu değişim, kimi nasıl etkileyecek?”  sorularını sorması onun yoluna "doğru ayakla" çıkmasına yardımcı olur. 

Küresel vizyonla yola çıkın

Eğer küresel bir vizyon ile yola çıkmıyorsanız, durup düşünmenizi öneririm.   Kendinizi neden bir/birkaç ülkenin pazarına (dar bir kutunun içine) sınırlıyorsunuz?  Önünüzü açın. Planlarınızı ve kararlarınızı küresel bir vizyona dayanarak yapın, işin başından doğru başlayın.  Vizyon büyük olabilir, gözünüz korkmasın.  Oraya bir adımda, bir çırpıda varmanız gerekli değildir.  Arkadaşlarımla 1983’de kurduğumuz Maxim Integrated şirketi, ilk binasına taşındığında, giriş kapısının üstüne “Maxim / World Headquarter” (Dünya Merkez Ofisi) yazılmıştı.  Henüz kimsenin bilmediği küçücük bir şirket iken bile, uzgörüşümüzü  gösteriyordu bu yazı.  Günün birinde Maxim küresel çapta bir şirket olacak anlamını önceden o binaya girip çıkan herkesin aklına yerleştiriyordu.    Bu uzgörüş, Maxim’i bugün 2,5 milyar dolar cirosu olan, çok karlı ve her ülkede ürünleri kullanılan saygın bir varlığa taşımaya yardım etti. Vizyona önce siz inanmalısınız, her fırsatta tekrarlamalısınız ki başkaları da inansın. 

Dört soru

Aklımızda yeni bir uzgörüş geliştiğinde, yerinde bir yol seçmiş olmak için dört önemli soruyu yanıtlamamız gerekir:  1- Neden ben?  2- Yapabilir miyim?  3- Kazanabilir miyim?  4- Değer mi? 

Neden ben?” sorusunda aranılan yanıt, hem sizin bu uzgörüşün peşinden gitmenize neden olan istek, hem de sizin bunu yapmaya en iyi hazırlıklı olan olup olmadığınızdır.  Eğer küçük yaştaki çocuğunuz tedavisi olmayan bir hastalığa yakalandıysa, ve siz araştırma yapan dünya çapında bir doktorsanız, bu değişimin sizi bu hastalığa çare bulacak bir uzgörüşe itmesi yerinde olacaktır.  Hem çocuğunuzun hastalığı bu konuya hissi bir anlam yüklemiş, hem de mesleğiniz ve ilgi alanınızla uyumlu, zaten sevdiğiniz konuda bir iş çıkmıştır önünüze.  Yatırımcılar, bu sorunun yanıtını duymak isterler.

Yapabilir miyim?” sorusu da önemlidir, çünkü kimsenin çare bulamadığı bir hastalığa çare bulmak, belki de olamayacak bir işe kalkışmak olacaktır.  Girişimci, ne zaman biteceği belli olmayan araştırma projeleriyle yola çıkamaz, bunları taşıyacak parayı bulması kolay değildir.  Böyle yüksek riskli projeler ancak üniversitelerde yapılmalıdır.  Uzgörüşün dayandığı kanıtlar ve varsayımlar belirlenmelidir.  Girişimcinin ilk işi varsayımları teyit etmek olmalıdır.  İşin uzmanları, uç kullanıcılar, benzer işleri yapanlar varsayımlarımıza baktıklarında ümit görüyorlar mı?  Yoksa kimsenin şimdiye kadar yapamadığını mı yapmaya çalışıyorsunuz?

Bu konuda, ayrıca kaynak gereksinimlerini de düşünmeniz önemlidir.  Her ne kadar girişimci, “kaynaklardan bağımsız olarak bir fırsattan yararlanabilen” diye tanımlanırsa da, olmayacak duaya amin dememek gerekir.  Olmazsa olmaz ana kaynaklar düşünülmelidir: Yeterli insan gücü, fiziksel (bina/araç/alet gibi) ve fikri (bilgi/patent gibi) kaynaklar, ve tabii para bulup bulamayacağınız düşünülmelidir.   Bu konular irdelenmeli, çözüm önerilerı teyit edilmelidir.  Yaratıcı çözümler aramak bu konuda gerekli olabilir.  Kolayca vaz geçmek değil, çıkar bir yolu yaratmak girişimciden beklenendir.

Kazanabilir miyim?” sorusu, bir önceki soru ile aynı değildir.  Bazen, yapabilirsiniz ama kazanamazsınız.  Sizden daha hazırlıklı olanlar, örneğin endüstrideki köklü şirketler, siz yolu gösterdiğinizde işi elinizden alabilirler.  Kazanabilmeniz için, başkalarının yapamayacakları veya yapmak istemeyecekleri işlere girmeniz gerekir. Yaratıcılığa dayanan işler en iyilerdendir.  

Değer mi?” sorusunu önceden düşünmelidir.  Becerilerinizin çok üstünde bir hedefle yola çıkacaksanız, veya çok yorulup çok risk alıp sonunda cazip (karlı) bir iş yaratamayacaksanız, fırsat maliyetinizi düşünüp belki başka bir uzgörüşün peşinden gitmeyi tercih etmelisiniz.

Vizyonu resmetmek

Son olarak, uzgörüşünüzü başkalarına kolayca anlatabilmeniz, ve onların da etkilenmeleri gerekir. Vizyon, en iyisi bir hikaye ile anlatılır.  Vizyon, sözlerle boyadığınız geleceğin resmi olmalıdır.  Başınızdan geçmiş bir hikaye, en etkileyici olarak anlatılır – bütün ayrıntılar hafızanızda canlıdır, ve sözlere dökerken hikayeniz dinleyenin aklında resim gibi canlanır.  Uzgörüş herkesin merakla dinleyeceği bir hikaye olmalıdır.


Herkesin yaptığını yapmamak

Örnek olarak Airties’ın hikayesini anlatayım.  Airties, 2004 yılında iş planlarını yaparken Türkiye’de onlarca modem markası satılıyordu.  Şirketin kurucuları*, üç önemli değişim gözlemlediler: 1) Taşınabilir bilgisayarların kullanımı artıyordu, 2) Modem sinyallerinin daha uzaklara ulaşmasını sağlayacak yeni bir teknoloji geliştiyordu (mesh),  3) Yakın gelecekte internet-telefon-televizyon aynı teknik altyapıyla kullanıcılara sağlanacaktı.  Bu değişimler, kablosuz modem (WiFi) kullanımının önem kazanacağını, Türkiye’deki betonarme binalarda kablosuz bağlantının sorunsuz çalışması için “mesh” teknolojisinin yararlı olacağını, ve kablosuz hayatın yayılmasıyla Airties’ın ileride ürün gamını genişletip telefon (VoIP) ve televizyon (IPTV) ürünleriyle büyüyebileceğini gösteriyordu.  Airties, diğer rakipleri gibi, sadece modem alıp-satan bir şirket değil, hayatımızı değiştiren, “kablosuz hayat”ı gerçekleştiren bir şirket olacaktı.  Şimdi durup düşünelim.  Eğer Airties, diğer rakipleri gibi ürünle (modem) pazara çıksaydı, kimin ilgisini çekebilirdi?  Hangi yatırımcı veya çalışanı Airties’la ilgilenirdi?  Airties’ın kurucuları nereye gittiklerini anlattığında birçok kapının açılma nedeni, hikayenin modem satmaktan çok daha büyük bir resmi, uzgörüşü, anlatmasıydı. 

Dünyayı değiştirin

Unutmayalım, ürün uzgörüş değildir.  Üründen başlıyorsanız, durup düşünün ve bu ürünün arkasındaki kavram nedir, onu bulun.  Kavramı, yani uzgörüşü destekleyen varsayımları belirleyin, teyit edin.  Ondan sonra işinizi bu vizyona odaklanarak başlatın.  Vizyonu gerçekleştirecek ürünleri tanımlayın.  Sadece bir ürün değil, dünyayı değiştirecek çeşitli ürünler çıkartın.  Kimsenin daha önceden yürümediği yolları yaratan olun. 


Kalınız sağlıcakla.




* Bülent Çelebi ve Metin İsmail Taşkın

2 yorum:

  1. Hocam her yazınızı zevkle okuyor ve bir sonraki yazınızı sabırsızlıkla bekliyorum,ancak bir çok kişi ben de dahil bir adım dahi atamıyor başlangıç yapamıyoruz Özetle eyleme geçemiyoruz..yeni iş fikirleri bulup rafa kaldırıyoruz.Böyle geçiyor zaman.

    Bu güzel yazı için ayrıca teşekkür ederiz.

    Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Girisimcilik sureci boyle basliyor... Okumaya ve dusunmeye devam. Gunu gelip hazir olunca baslarsiniz.

      Sil